Zamanın Arasında Sıkışmak: Geçmişin Hayaletleri ve Geleceğin Sisleri
Hepimiz zaman yolcusuyuz ama çoğumuz "şimdi" durağında inmeyi unutuyoruz. Bir ayağımız geçmişin o bitmek bilmeyen tartışmalarında, diğer ayağımız ise henüz gelmemiş günlerin endişesinde. Peki, orta yerdeki bu "canlılık" nereye gidiyor?
Geçmişin Prangaları: "O Gün Öyle Demeseydi..."
Bazen bir ses, bir isim ya da eski bir tartışma zihnimizin kapısını çalar. Yıllar önce bitmiş bir ilişkideki o ağır eleştiriler, "Sen şöylesin, sen böylesin" diye üzerimize yapıştırılan etiketler sanki bugün hala gerçekmiş gibi canımızı yakar.
Geçmişi sürekli düşünmek, dikiz aynasına bakarak araba sürmeye benzer. Aynaya bakmaktan önünü göremezsin ve sonunda kaza yaparsın. Oysa o aynadaki görüntüler çoktan geride kaldı; Eskiler gitti, o tartışmalar bitti, o günkü sen bile artık aynı sen değilsin.
Geleceğin Sisi: "Ya Yine Olursa?"
Gelecek kaygısı ise henüz yaşanmamış bir filmin kötü sonundan korkmaktır. "İşler düzelecek mi?", "Yalnız mı kalacağım?" gibi sorular, zihnimizi bir savaş alanına çevirir. Kaygı, yarının dertlerini bugüne taşır ama bugünün gücünü tüketmekten başka bir işe yaramaz.
Neden "Ölü Gibi" Hissediyoruz?
Zihin iki yere birden bölünürse, bedenin olduğu yer (şu an) sahipsiz kalır. İnsan ruhu nerede değilse, orada ölü gibidir. Geçmişin pişmanlıkları ve geleceğin korkuları birleşince, bugünün ne tadı kalıyor ne de tuzu.
Peki, Ne Yapmalı?
Arşive Kaldır: Geçmişi bir ders kitabı gibi oku ve rafa kaldır. Oraya takılıp kalmak, bitmiş bir maçı her gün yeniden izleyip sonucun değişmesini beklemek gibidir.
Sadece "Bugün" İçin Bir Şey Yap: Geleceği kurtarmaya çalışma, sadece bugünü kurtar. Küçük bir tamir, bir satır kod veya sadece bir dostla sohbet...
Kendini Yeniden Tanımla: Başkalarının yıllar önce senin hakkında söylediği "dengesiz" ya da "sorumsuz" gibi sözlerin geçerlilik süresi doldu. O etiketleri söküp atma vakti gelmedi mi?
Son Söz: Hayat, biz geçmişle gelecek arasında mekik dokurken kaçıp giden o kısa boşluktur. Geçmişten özgürleşmeden, geleceği inşa edemeyiz.
Sence biz en çok geçmişin nesine özlem duyuyoruz da oradan kopamıyoruz?
Biz yazmayı seviyoruz;ya sizler seviyormusunuz ?
Terapi gibidir yazmak;ister bir deftere ya da ajandaya yazın;
isterseniz Blog bölümüne :))
Her zaman söylüyoruz Videolar gelip geçicidir ama yazılar hep kalıcıdır ...
"Zihnimizin dehlizlerinde, hiç susmayan bir radyo istasyonu gibidir düşünceler. Bazen eski bir şarkıyı takar plağa, bazen de hiç gelmeyecek bir geleceğin senaryosunu yazar. Bu GIF, sadece dönen bir beyin değil; kaçırılmış fırsatların, söylenmemiş sözlerin ve yaşanmamış anların yorgun dansıdır.
Zihnimiz nereye gidiyor? Sahi, biz nerede duruyoruz?" #sostogramcity #stsocial #bizyazmayıseviyoruz #paylaşımbizimişimiz #sendebizimlepaylaş

Yorumlar